Hangi fotograf makinası bana uygun?

Hangi fotograf makinası bana uygun?

Bu yazımda sizlere kullandığım makinalardan ve aynasıza geçiş sürecimden ve nedenlerinden bahsetmek istiyorum.Bu yazıda bahsedeceğim kullandığım makinaları anlatırken reklam amacı gütmediğimi bilmenizi isterim.

2005-2006 yılları arasında almış olduğum Nikon D70s modeliyle ikinci fotograf makinamı,ilk digital fotograf makinamı almış oldum. Analogtan sonra dijitale geçiş esnasında  bu geçişe, muhalif insanlar olsa da bu makinalar o zaman ki fotograf çekenlere çığır açmıştı.Artık gönül rahatlıklığı ile deklanşöre basabilecektim.Gerçi hala eski analog kullanımımdan kaynaklı gezilerde benim çektiğim fotograf sayısı  bir çok fotograf çekene göre 3 :1 oranında oluyor :)). Digital makinaların ilk çıktığı zamanlarda da analog makinaları savunan insanlar vardı. Şu anda hobi amaçlı fotograf çeken insanların hala aynasız makinalardan uzak durun demesi gibi.

 

Çok satan markaların biz kullanıcıları mutsuz etmekte ısrarcı olmaları durumu

2 yıl önce Nikon D70s i satıp yerine Canon 70d aldım.Makina croplu(1,6 çapanlı)bir makinaydı.Makinanın hızı,netleme noktası ,ekranının oynayabilmesi ve wifi beni bu makinaya çekmişti.Makinayı 1 yıl kadar kullandıktan sonra bu arada almış olduğum Canon L sınıfı lenslerden dolayı kendime bir masraf daha çıkararak, Canon 6d ye geçtim.Evet Full Frame e geçmiştim.Ek olarak Gps gelmişti.Ama bu geçiş yanında mutsuzlukları da  getirmişti.Makina daha da ağırlaşmış ayrıca ekran sabit hale gelmiş ,üzerindeki yerleşik flaş da gitmişti.Netleme alan sayım 19 dan 11 e düşmüştü.

Deneyimlerimden sonra Canon cephesinde bu yazının yazıldığı tarih itibariyle hangi makinasını alırsam alayım tam mutlu olmamın mümkün olamayacağını anladım.Daha çok para verdim daha pro makina aldım diye düşünseniz de ya flaş eksiliyor ya ekran sabitleniyor ya da Full Frame olmuyor.Daha alt modellerde olan özellikler daha üst modellerde yer bulmuyor. Mutlaka çapraz özelliklerden bazılarını kaybediyorsunuz.Hem de daha çok para ödeyerek.Şu anda Canon Dslr cephesinde Full Frame olupta hareketli ekranlı makina yok.Bildiğim kadarıyla yerleşik flaş içereni de yok.Başkalarını bilmem ama o hareketli ekran benim olmazsa olmazlarımdanmış onu anladım. Tüm bunlar, Full Frame makinam olmasına rağmen Canon cephesinde bana makina kullanımında mutsuzluk verdi.

Nikon cephesine gelecek olursak, en son Nikon D70s ten sonra Nikon marka fotograf makinam olmamasına rağmen Nikon kullanan arkadaşlarımdan aldığım ilk şikayet Nikonun çok hızlı modeller çıkardığı,aldıkları makinanın çok hızlı eskidiğinden bahsetmeleri oldu.Bir diğer problemde bazı çıkardığı modellerde de kronik sorunların olduğu idi.Nikon fotograf severlere,Canon markasına göre Full Frame makinalarında daha cömert davranmış .(Hareketli ekran ve yerleşik flaş gibi)

 

Dslr Aynasız Boyut Farkı
Dslr Aynasız Boyut Farkı

Aynasıza geçiş süreci nedenlerim

En sonunda aynasız pazarına göz kırpmaya başladım.Bunu arkadaşlarım dostlarımla paylaştığımda bana erken olduğuna dair bir çok telkinde bulundular.Dinlemedim:)

Gelelim neden Dslr dan vazgeçtim de aynasız makinaya yöneldim.

En baştaki sebep artık ağır ve büyük ekipman taşımak istememem.Elimdeki Canon 6D ve ona bağlı L tipi lenselerimin ağırlıklarından bıkmıştım.Her gezi öncesi fotograf çantama baktıkça , moralim bozulur olmuştu.Şimdi bunları kim taşıyacak diyordum kendi kendime.Aynasız makinaların hem gövde hemde objektif olarak daha hafif ve küçük olması, beni aynasız makina almaya yönlendirdi.

İkinci sebep elimde olan Canon 6D makinamın arka ekranının sabit olması.Hareketli ekranın benim için ciddi bir öncelik olduğunu keşfetmiş olmam.Bazı kareleri çekerken eğilmek,yatmak zorunluluğundan kurtulmuş oldum.Hatta bazı şartlarda bu da mümkün olmuyordu. (Islak,çamurlu zeminlerde…)

Üçüncü sebep aynasız makinaların yazılım anlamında daha güncellenebilir olması.Tabii burada firma politikası önemli.

Aynasız modellerinde zayıf olduğu yönler yok mu.Tabii ki var.En önemlisi pil konusunda zaafları.Piller çok hızlı bitiyor.Ben 2 pil ile yoğun çekim yapılmış bir günü ancak çıkarabiliyorum. Vizör konusunda ise kullandığım marka beni mutlu ediyor ancak çoğu markada ciddi görüntü gecikmeleri olduğunu duydum.Bu konuda deneyimim yok.

 

Dslr Aynasız Boyut Farkı
Dslr Aynasız Gövde Boyut Farkı

Tek tek aynasız pazarındaki markaları değerlendirecek olursam,

 

Canon ve Nikon’un aynasız pazarındaki zayıf hamleleri,makinalarını beğenmemem beni başka markalara yönlendirdi.

Sony Full Frame Aynasız fotograf makinaları çıkarmasına rağmen modellerini sıkça yenisiyle güncelliyor.(Nikon gibi)Ağırlık olarak üst modellerinde  Dslr gövdeye yakın ağırlığının olması ve en önemlisi fiyatlarının yüksek olması benim Sony den vazgeçmeme neden oldu.Bunlar haricinde Sony aynasızların çok güzel makinalar olduğunu düşünmekteyim.Eminim ki bu sebepler bazı kullanıcılar için çok fazla sorun teşkil etmiyor olabilir.

Olympus marka aynasızlar sensörünün bana küçük gelmesinden dolayı vazgeçtim.Ancak ağırlık ve büyüklük olarak çok hafif makinalar.Ciddi anlamda inceleme yapma şansım olmadı ancak ileri seviye modellerinde ki 5 yönlü titreşim engelleyici özelliğini beğeniyorum.

Son olarak da alacağım fotograf makinası markasının asıl işinin fotograf olması benim için önemliydi.Geçmişteki deneyimlerini fotograf makinalarına yansıtması gerektiğini düşündüm.(Samsung u böylece elemiş oldum)

 

Kendi kullandığım makinaya gelecek olursak

Fujifilm e gelecek olursak,filmli fotograf makinası yıllarında Fuji’nin filmlerini de kullanırdık. Makinalarına bu geçmiş deneyimlerini aktarmış olabileceği düşüncesiyle Fujifilm ile bağlantıya geçtim.Antalya da yaşamama rağmen güven esasına dayalı bana istediğim lensler ve makinayı adresime yollayıp bir hafta deneme şansı tanıdılar. İlk zamanlar (Dslr dan sonra) biraz zorlamsam da kısa zamanda aynasız makinaları sevebileceğimi anladım. X-T1 modeli yukarıda saydığım önceliklerimi karşıladı.Fujifilm Türkiye’nin fotograf severlere sıcak yaklaşımını da unutmamak lazım.

     Sözün özü şu anda kullandığım Fujifilm X-T1 fotograf makinamdan kendi önceliklerim adına çok memnunum. X-T1 in ayrıntısına çok girmiyorum.Yeterince Türkçe kaynağı internette bulabilirsiniz.

Bence makina almadan veya değiştirmeden hata yapmamak adına, önceliklerinizi iyi belirlemelisiniz.Ben yaşayarak öğendim.Bu anlamda maddi kaybım da oldu.

Full Frame , Crop olayına da sorun etmeyin.(Profesyonel işler yapmayacaksanız).Çok küçük sensörlerlü makinalardan uzak durun.Hafif taşınabilir makinalar tercih edin.Bunu yaparken de kalite kriterini en sona atmayın.(hafif diye markanın en zayıf makinalarını tercih etmeyin.)Güncel özellikleri içermeyen makinalardan uzak durun.Tabii ki bunların hepsi bütçe işidir.Doğru tercihler yapın ki sık sık makina değiştirmeyin.(Ben yaptım siz yapmayın 🙂 )

Buradaki tavsiyeler kendi deneyimlerimden yola çıkarılarak yazılmıştır.Her fikre saygım sonsuz. İzlenimlerim ve tercihlerim tamamen kişiseldir.Bahsettiğim markalarda çok daha farklı düşünen kullanıcılar olduğunu bilerek yazıma son veriyorum.

Umuyorum ki bu yazı ile yeni makina alcaklara veya değiştireceklere bir nebze yardımım dokunmuş olur.Bence yakın gelecek aynasız makinalara göz kırpmakta.

Yazımla ilgili yorumlarınızı ve her türlü eleştirilerinizi saygı çerçevesi içinde aşağıdaki yorum kısmında yapabilirsiniz.Elimden geldiğince ve dilim döndüğünce cevaplamaya çalışacağım.Eksik  ve hatalı bulduğunuz bir bölüm varsa düzeltilecektir.

Yazımı okuduğunuz için teşekkürler!

 

Siteyi aşağıdaki butona basarak Twitter ‘dan takip edebilirsiniz.

[twitter-follow username=”cektimgitti1″ scheme=”dark”]

 

Siteyi burayı tıkladıktan sonra facebook sayfasını beğenerek takip edebilirsiniz.

 

 

Bu yazıyı aşağıda sosyal paylaşım linklerinden paylaşabilirsiniz..Daha çok insanın faydalanmasını sağlayabilirsiniz..

5 thoughts on “Hangi fotograf makinası bana uygun?

  1. Xt-1 modelini uzun süre inceledim. Yüksek ISO başarısı ve jpeg kalitesi göz dolduruyor. Ancak

    Düşük ışık koşullarında renkleri iyi alamadım. 6d deki başarıyı bulamadım.

    Makinanın üstündeki tuşlar ve kadranlar tam kullanıcı dostu değil

    İkinci el piyasası çok zayıf

    RAW formatındaki kalite Canon’un çok gerisinde

    Tam ekipman düzmeye kalkınca çok yüksek rakamlar çıkıyor

    Sonuç olarak sokak fotoğrafçılığı için ideal.

    ikinci bir makina olarak olabilir. Ama pro çekimler için komple tek başına üst segment ff makinaların yerini henüz alacak kapasitede değil.

    1. Vahit Bey, Bende bir full Frame makina kullanıcısı olarak yazdıklarınızın tümüne katılıyorum. Aynasız piyasası deli gibi reklam yaparak eksikliklerini kullanıcılar gözünde kapatmaya çalışıyorlar. En basitinden üsteki “Dslr Aynasız Boyut Farkı” fotoğrafında da bu kandırmacayı görüyorsunuz. Aynasız üzerinde 40 mm. sabit lens var, Dslr üzerinde 18 – 135 mm zoom sanırım. bilmeyenlerde “vay be, farka bak diyordur. elma ile armut u karşılaştırmamak gerek … 🙂
      Sabit lensli bir aynasıza razı iseniz gövde hafif olabilir. Ama 24 – 70 …. 70-200 lensli aynasız bir set croplu olmasına karşın fullFrame aynı setten sadece 240gr. daha hafif ve fuji fiyatlarıyla yaklaşık 1000 Usd. daha pahalı. 240 gr. daha az taşıyacağım diye 1000 usd fazla verip croplu gövdenin fotoğraf kalitesine razı olmak bana çok doğru gelmiyor …

      Serdar AYDIN

      1. Serdar Bey, aynasız makinelerin de lensleri değiştirilebiliyor. Yani sabit lensli değiller.
        Elbet aynasız makinelerden DSLR ya da FF performansı beklemek saçma olur.
        Şayet fotoğraftan para kazanma amacı yoksa gezilerde büyük makinelerin ağırlığını taşımaktansa küçük bir aynasız makine ve bir ya da iki lensini taşımak daha mantıklı geliyor bana da.

      2. İyi akşamlar şöyle bir karşılaştırma yapmak isterim.Gövdeyi bir kenara koyarsak Canon 70-200 f:2.8 1.490 g.Aynı zoom aralığında Fujifilm 50-140mm f:2.8 1000 gr
        Arada 490 gr fark var.Bir de makinalar arasındaki 200-400 gr arası ağırlık farkını düşünürsek aşağı yukarı tek lenste 600-890 gr arası ağırlık olacaktır.Eğer ekipmanınızda 3-4 lens varsa yanınızda taşıyacağınız ağırlık farkı 2-3 kilo arası olacaktır.Benim fikrim eğer bu işten para kazanmıyorsak bu ağırlığa gerek olmadığıdır.
        Tabii bu benim kendi düşüncem sizin fikrinize de saygım var.
        iyi geceler

        1. Ben de sizin gibi birçok gövde değiştirdim. Sonrasında Nikon D800’de karar kıldım ve AF-S serisi F2.8 sabit odaklı 10-24mm, 24-70mm, 70-200mm, 105mm Macro ve 50mm F1.4 lensler ile setimi kurdum. Haliyle bu set ile sokak fotoğrafları çekmek bir hayli zor oluyor. Gerçi benim bu seti edinme amacım sokak fotoğrafları çekmek değildi. Zaten böyle olsaydı çok gereksiz ve pahalı bir set olurdu. Sokak için mutlaka yanınızda hem hafif olacak ve hem de çevrenizde dikkat çekmeyecek bir donanım ile dolaşmanız gerekiyor.

          Ben bu durumu şöyle çözdüm; Fujifilm X-T1 Silver gövde aldım, 23mm F1.4 ve 18-135mm F3.5-5.6 lens ile seti tamamladım. X-T1’de geniş açı istersem Nikon 10-24mm lensimi kullanıyorum, tele ye çıkmak istiyorsam 70-200mm lensimi kullanıyorum. Elbette manuel netlemeyi göze alarak. Tabi çarpan faktörüyle 10-24mm – 15-36mm ve 70-200mm ise 105-300mm gibi oluyor. Hele bir de 2xTelkonvertörümü de takınca 600mm oluyor. Ortam ışığı çok iyiyse X-T1’in çarpanlı olması nedeniyle 600mm’de çok net ve başarılı fotoğraflar aldım. Tabi üçayak ve uzaktan tetikleyici kullanmak şartıyla.

          İki gövde ve iki ayrı teknoloji (algılayıcı, ISO başarımı, dinamik aralık vs) arasındaki farkı net olarak (ama amatör bir bakış açısıyla) görebilen biri olarak ben, galiba uzunca bir süre daha FF makinemden vazgeçemeyeceğim.

          Saygılar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir