Dalyan-İztuzu Fotoğraf Gezisi


Dalyan-İztuzu ve Antik kentler,

 

 

Bu yazımda size Dalyan-İztuzu gezisinden bahsedeceğim.Bu geziye ANFAD(Antalya Fotograf ve Sinema Amatörleri Derneği) ile birlikte çıktım.

Bence bu bölgeye çok yakın değilseniz, geziyi en az bir gece yatılı şeklinde organize etmelisiniz. Dalyanda gün doğumu ve gün batımını mutlaka çekmelisiniz. Biz de öyle yaptık. Çünkü yol üzerine uğrayacağımız antik kentler de vardı. Antalyadan yola sabaha karşı 06:00 gibi çıktık.

Güzerğah olarak Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Sütleğen ve İslamlar üzerinden Fethiye yönünü tercih ettik.

Şansımızdan yolculuğun ilk günü yağışlı olmasına rağmen yağmur bizi genelde araç içinde, yollarda yakaladı. Fotoğraf çekerken rahatsız etmedi 🙂

Ertesi gün yağmur kesilip güneş kendini gösterince, bol bol bulutlu fotoğraflar çektik.

Kasım ayının sonunda, bu çıktığım gezide hava rüzgarlı ve soğuktu. Tavsiyem sıkı giyinin ayrıca mutlaka yağmurluklarınızı ve şemsiyenizi yanınızda bulundurun.

Gelelim güzerğah boyunca sırayla nerelere uğradık. Neler umduk, neler çektik. Yukarıdaki güzerğahta ilk olarak Letoon Antik Kentine geldik. Burada bir süre fotoğraf çektik. Genelde gezilerimde bu tip antik kentlere, güneşin ışınlarının sert olduğu vakitlerde denk geliyorum. Çektiğim fotoğraflar kalite olarak gittim gördüm fotoğraflarının üstüne çıkamıyor. Fotoğrafların siyah beyaz olarak daha etkileyici olduğunu düşünüyorum.

 

Letoon, Fethiye yakınlarındaki antik kent.

Fethiye – Kaş karayolunun 65. kilometresinde Kumluova Köyü yakınında bulunmaktadır. Şair Ovidius‘un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus‘tan hamile kalan Leto‘nun adına kurulmuştur. Kentte en eski yerleşim izleri MÖ 7. yüzyıla kadar gider. Kalıntılar ve ele geçen kitabeler buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir. Ören yeri merkezinde yan yana üç tapınak bulunmaktadır. Bunlardan en kuzeydeki Leto, ortadaki Artemis, güneyindeki Apollon‘a adanmıştır. Tapınakların güneybatısında bir çeşme, hemen doğusunda kilise yer almaktadır. Kentin kuzeyinde Stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca dayamış Helenistik Döneme ait tiyatro bulunmaktadır. Letoon M.S. 7. yüzyılda terk edilmiştir.

Alıntı:Wikipedia

 

Letoon Antik Kenti
Letoon Antik Kenti

 

Letoon’dan ayrıldıktan sonra Kınık beldesindeki Xantos Antik Kentine geldik. Burada biraz fotoğraf çektikten sonra yağmurun sağanağa dönmesiyle yarıda kesip yolumuza devam ettik. Bütün gezi boyunca tam anlamıyla gezemediğim tek yer burası oldu.

 

Ksantos (Likya dili: Arnna) Fethiye yakınlarındaki antik kent. Fethiye. Kaş karayoluna 70 km uzaklığında bulunmaktadır. Antik Çağda Likya‘ya başkentlik yapmıştır. Kentte ele geçen en eski kalıntılar MÖ 8. yüzyıla kadar gitmektedir. Pek çok tarihi olaylara ve savaşlara sahne olan kentten günümüze ulaşan kalıntılar arasında kaya mezarları, lahit mezarları ve Likya kültürüne özgü dikme mezar anıtları vardır. Likya akropolü erken dönem eserleri arasındadır. Birçok kez onarılmış tiyatro ve Erken Hıristiyanlık Döneminde yapılmış kilise görülebilecek eserler arasındadır. 1840’lı yıllarda antik kentte kazılar yapan İngiliz Fellows, “Nereidler Anıtı” ile pek çok eseri British Museum‘a götürmüştür.

Alıntı:Wikipedia

 

Xantos Antik Kenti
  Xantos Antik Kenti

 

Bu arada Letoon ve Xantos herikiside Unesco Dünya Miras Listesinde olan antik kentlerdir. Bence en azından bir defa görülmeyi hakediyorlar.

Daha sonraki istikamet Göcek oldu. Ufak bir yemek molasından sonra biraz Göcek Marinayı gezdik. Göcek genel yapı itibariyle 2-3 katlı lüks ev ve villalardan oluşmakta. Burada Kasım ayında çok sakin bir yaşam var. Bu aylarda giderseniz bir çok dükkanın kapalı olduğunu göreceksiniz. Deniz kenarında balık tutan insanların  fotoğrafını çekmek mümkün. Güzel kareler yakalayabilirsiniz.

Güneşin batmasıyla Göcekten ayrıldık ve Dalyana doğru yola koyulduk. Akşam Dalyana varıp otelimize yerleştikten sonra biraz dalyan turuna çıkalım dedik. Burasıda Göcekten çok farklı değildi. Kış aylarının etkisiyle dışarıda bizden başka Dalyan’da yaşayan köpekler ve kediler vardı. O kadar çok bakımlı ve cins köpek vardı ki, Dalyanda insanlar hayvanlarla hayatlarını paylaşmışlar.

Ufak bir turdan sonra ertesi sabah erkenden fotoğraf çekmek için sözleşip otele geri döndük.

Sabah 6:30 gibi güneş doğacağı için bir saat öncesinden Mehmet Boyacı abimle buluşup Dalyan Sahiline indik. Ve burada bence gezinin en güzel fotoğraflarını çektik. Dalyanda o sabah hava soğuktu. Ve güneş arkamızdan doğarken gölün üzerinde hafif bir sis tabakası oluşturdu. 2 saat kadar fotoğraf çektik.

Burada size tavsiyem bu mevsimde ve bu saatlerde hava çok soğuk olmakta, hafif esintiyle birlikte üşümemek imkansız. Mutlaka kalın giyinin. Ayrıca mutlaka tripodunuzu yanınıza alın. Hatta gün ağardıktan sonra uzun pozlama yapacaksanız ND filtrenizi yanınızda bulundurun. Ve mutlaka sabah güneşinde sahilde olun. Yoksa sonra çok üzülürsünüz. Saat 8 gibi ışıkla birlikte  fotoğraf etkisi azalıyor.

Otele geri dönüp, kahvaltıdan sonra otelden ayrıldık. Tekrar sahile   döndük. Sahilde gölde seyahat ettirecek bir çok tekne var. Kış dolayısıyla hepsi boştu. Bunlardan birine atlayarak Kaunos Kaya Mezarlarının önünden geçerek Kaunos Antik Kentine gittik. Burada Antik kentin aşağıdaki bölümündeki kalıntıların orada, sazlıkların dibinde bir boşluk var. Orada bir takaya rastladık. Onu fotoğrafladım.

 

Kaunos Antik Kenti

Muğla Dalyan‘a yakın Köyceğiz sınırları içinde bulunan, bir diğer adı da “Kbid” olan antik kent.

Dalyan, Ortaca boğazının öbür yakasında bulunan kent bir mitosa göre Miletos‘un ikiz çocuklarından biri olan Kaunos tarafından KaryaLikya sınırında kurulmuştur. Antik Çağ’da bir liman kenti olan Kaunos günümüzde kıyıdan hayli içeride kalmıştır. Kente girişte kaya mezarları ziyaretçilerin ilgisini çeken eserlerdir. Diğer taraftan kenti tahkim eden yaklaşık 3 km. uzunluğundaki sur duvarları, Stoa, agora, çeşme, hamam, tiyatro ve tapınak kalıntıları Kaunos’un Antik Dönemde teşkilatı tam bir kent olduğunu ortaya koymaktadır. Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde hayli yaygın olarak yerleşim geçiren kent, M.S. yüzyılda terkedilmiştir. Yukarı Akropol Orta Çağ‘da bir ara tahkim edilerek kullanılmışsa da, bu yerleşim fazla uzun süreli olmamıştır.

Kaunos’a genelde Dalyan‘dan deniz motorları ile gidilmektedir. Motorlardan inip bir kilometre kadar yokuş yukarı yürümek gerekir. Antik kentin etrafını surların çevrelediği görülür.

Litvanya‘nın bir şehri olan Kaunas ile karıştırılmamalıdır.

Alıntı:Wikipedia

 

Kaunos Antik Kenti
Kaunos Antik Kenti

 

Kaunosta geçirdiğimiz 1 saatin ardından tekrar tekneye binip gölde kanal boyunca ilerledik. Kanal boyunca etrafınızda tekneler, sazlıklar olacak. Fotoğraflamayı ihmal etmeyin. En sonunda İztuzu sahiline geldik. İztuzu sahili doğası çok ilginç bir yer. Bir tarafında göl diğer tarafında deniz var. Daha doğrusu gölün denizle buluştuğu bir sahil. İnsanın denize giresi geliyor.Yemek anlamında 2 seçeneğiniz var. Ya sahildeki büfe tarzı olan yerden aperatif şeyler yiyeceksiniz ya da teknenin size teklif ettiği Mavi Yengeçten tadacaksınız. Bence yengeci yemesi zor ve eti de çok az.Ayrıca İztuzu Sahili deniz kaplumbağalarının sahile çıkıp yumurtalarını bıraktığı bir sahil.Ve yengeçleri yemeyi çok seviyorlar.Yengeç kabuklarını tekneden atınca kabukları yemek için su yüzeyine çıkıyorlar.

Sahilde ben bir kaç uzun pozlama yaptım. Çok fazla çekilecek bir şey bulamadım açıkçası. Günü batırmadan tekneye binip tekrar geldiğimiz yoldan Dalyan Sahiline geri döndük.

Normal şartlarda o bölgeyi bilen bir arkadaşımız olmasaydı belkide eve dönüş yoluna koyulurduk. Ancak uzun yıllar bu bölgede yaşamış bir arkadaşımızın tavsiyesiyle günbatımı için Radarın bulunduğu hem Dalyanı hemde İztuzu’nu fotoğraflayabileceğimiz Radar Tepesine çıktık. Yolun bir kısmını yürümek zorunda kalsakta bence değdi. Günbatımını o tepede Dalyan ve İztuzu’nu kuşbakışı fotoğraflayarak geçirdik. Harika bir deneyim oldu gerçekten.

              Toparlamak gerekirse gezide, yanınızda sıcak tutacak ve yağmur geçirmeyecek giysileriniz olsun. Tripodunuz  ve Nd filtrenizi yanınızda olsun. Telefoto zoom lensiniz varsa yanınıza alın. Geniş açı objektife de ihtiyacınız olacak.

Ayrıca her fotoğraf gezisinde olduğu gibi gün doğumunu ve gün batımını kaçırmamanızı öneririm. Genelde bu gezilerde insanlar gece eğlenip, geç yatıyorlar. Ve sabah tüm güzelliği kaçırıyorlar. Eğer amaç fotoğraf çekmekse sabah kalkabilecek şekilde kendinizi ayarlayın. İmkanınız varsa da günü batırmadan mekandan ayrılmayın.

 

Gün doğumu ve batımı ile ilgili olarak akıllı telefonunuza ,daha önce yazımda bahsetmiş olduğum TPE Uygulamasını indirebilirsiniz.

 

Bu güzel yerleri görmemi ve fotoğraflamamı sağladığı için ANFAD(Antalya Fotograf ve Sinema Amatörleri Derneği) ne teşekkür ederim.

 

Yazımla ilgili yorumlarınızı ve her türlü eleştirilerinizi saygı çerçevesi içinde aşağıdaki yorum kısmında yapabilirsiniz.Elimden geldiğince ve dilim döndüğünce cevaplamaya çalışacağım.Eksik  ve hatalı bulduğunuz bir bölüm varsa düzeltilecektir.

Yazımı okuduğunuz için teşekkürler!

Siteyi aşağıdaki butona basarak Twitter ‘dan takip edebilirsiniz.

 

[twitter-follow username=”cektimgitti1″ scheme=”dark”]

 

Siteyi burayı tıkladıktan sonra facebook sayfasını beğenerek takip edebilirsiniz.

 

 

Bu yazıyı aşağıda sosyal paylaşım linklerinden paylaşabilirsiniz..Daha çok insanın faydalanmasını sağlayabilirsiniz..

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir